18 Temmuz 2017 Salı

KEANE VE ROWLİNG: 2 Güçlü Kadın

Herkese merhaba!
 Bugün size hayallerinin peşini ne olursa olsun bırakmayan 2 kadından bahsetmek istiyorum: Margaret KEANE ve Joanne Kathleen ROWLING.
Şunu belirtmek istiyorum ki bu ay 2 biyografik film izledim ve böyle bir yazı yazmamda bana ilham kaynağı oldular. 
Biri Rowling'in hayatını anlatan J.K. ROWLING'in Öyküsü filmi:
 

Bir diğeri ise Keane'in hayatını anlatan Büyük Gözler filmi:


İki filmi de severek izlediğimi söylemek istiyorum. Ancak Büyük Gözler filmi çok daha fazla hoşuma gitti. Çünkü J. K. ROWLING'in Öyküsü filmine fazla özenmemişler gibiydi. Ayrıca Rowling'in iç dünyasını daha iyi yansıtabilirlerdi, diye düşünüyorum. Ama, hayır. Konumuz bu değil. :)
Konumuz Margaret KEANE ve J. K. ROWLING. İlk olarak onların dünyasına kısa bir yolculuk yapalım mı, ne dersiniz? Evet, diye düşünenler için: Keyifli okumalar! ^_^ Hayır, diye düşünenler için: Kendi dünyanızda bol keyifler! ^_^
 
Margaret KEANE, 1927 doğumlu büyük gözlü olarak çizdiği portreleriyle şöhret kazanmış bir ressam.

Fırçasını usta bir şekilde konuşturan Keane'in resimleri, ilk sıralarda neredeyse kimse tarafından umursanmıyordu. Ancak, bu durum zamanla değişti ve resimleri oldukça büyük ün kazandı. Halk üzerinde de derin etkiler bıraktı. Anahtar kelime: resimleri. Çünkü Keane'in eşi Walter KEANE burada devreye giriyor ve ampul yanmak yerine patlıyor. -_- Walter KEANE, eşinin "KEANE" imzasından faydalanarak onun çizdiği resimleri kendi çizmiş gibi lanse etmeye başlıyor ve ardından oldukça ünleniyor. Margaret KEANE ise çocuğu için tüm bu olaylara katlanmak zorunda kalıyor. Resim yapmaya devam edip kocasının her bir emeğini çalmasına izin veriyor. 
 
Margaret KEANE ve eşi
Bu durum yıllarca sürüyor. Daha sonra Keane'in büyüyen çocuğu tüm o resimlerin asıl sahibinin annesi olduğunu öğreniyor... Annesine destek oluyor. Keane, kızından ve yılların yorgunluğundan güç alarak kocasını dava ediyor ve mahkemeyi o kazanıyor. Sonuç: İşte ampul, olabildiğince parlak! ^_^
 
Keane'in bazı resimleri:
 
 



Keane, gözleri kocaman çizmesinin nedenini, gözlerin duygulara açılan çok önemli kapı olduklarını ve duyguları daha iyi yansıtabilmek adına bu yola başvurduğu şeklinde açıklıyor. Harika, değil mi? ^_^
 
 
 
Evet... Şimdi de J. K. ROWLING'e geçelim. :) Rowling, 1965 doğumlu muhtemelen neredeyse hepinizin duymuş olduğu, dünyaca ünlü Harry Potter serisinin yazarı.
 

 
Rowling, karşısına çıkan birçok zorluk ve olumsuzluğa rağmen asla yazmaktan vazgeçmedi. Devletten yardım maaşı alıyorken şimdiyse önde gelen zenginlerden biri. Ama biliyorsunuz, önemli olan bu değil. Bu gezegene, birçok insanın aklında ve kalbinde  önemli yer edinmiş kitaplarını hediye etti Rowling. Birçok insanın dünyasına girmeyi başardı. Duygularına, düşüncelerine, anılarına... İşte, bunun değeri paha biçilemez.
 
 
 
 
Margaret KEANE ve J. K. ROWLING... Biri fırçasını, diğeri ise kalemini, toplumun gevezeliğinin desibelini sıfıra indirerek konuşturdu.
 
 
Ne olursa olsun hayallerinden vazgeçmeyen bu iki kadının ortak özelliklerinden biri de ne biliyor musunuz? 
İkisi de kadın sanatçılar fazla değer görmüyor diye takma ad kullandılar.
Joanne Kathleen ROWLING: J. K. ROWLING
Margaret KEANE: M. D. H. KEANE
 
 
 
Görüyorsunuz işte... Hayallerimize sımsıkı tutunduğumuz sürece nerede olduğumuzun, hangi zamanda yaşadığımızın, kimlerin ne dediğinin, karşımıza çıkan engellerin bir önemi yok. Çünkü hayaller beyinde başlar ve eğer peşinden koşarsak beyinde de biter.
 
"Eğer hayal edebildiğin bir şeyse, yapabilirsin. Onların peşinden gidecek cesaretin varsa, bütün rüyaların gerçek olabilir."
 
Walt DİSNEY
 
 
Öyleyse... Hayallerinizi gerçekleştirdiğiniz mutlu günler diliyorum! ^_^
Kendinize ve hayallerinize çok iyi bakın!

13 Temmuz 2017 Perşembe

Yarıyıl Raporu | Mim

Herkese merhaba! Kağıttan Dünyam'ın beni davet ettiği yarıyıl raporu mimiyle karşınızdayım! Ona buradan şu mesajı iletmek istiyorum: Çok teşekkür ederim! Bu gerçekten çok hoş bir mim. ^_^
Mimin isminden de anlayacağınız gibi yılın ilk 6 ayında okuduğunuz kitaplarla ilgili enlerinizi ve bazı görüşlerinizi belirlemenizi sağlıyor bu mim. Öyleyse... Başlayalım! :)

1-) Şu ana kadar okuduğun en güzel kitap? 
Jay Asher'dan Ölmek İçin On Üç Sebep. İletmek istediği mesajlara tam anlamıyla hayran kalmıştım. Ayrıca kurgu da muhteşem. *_*

2-) Şu ana kadar okuduğun en iyi devam kitabı?
Marie Lu'dan Şampiyon. (Yorum için tıktık) Deha kitabının devamı. Yazarın oldukça maceralı ve sürükleyici bir final kitabı yazdığını düşünüyorum. Sonu da çok hoşuma gitmişti.

3-) Okumak istediğin ama henüz okuyamadığın yeni çıkan bir kitap?
Robert Beatty'den Serafina ve Siyah Pelerin. Şu kadarını söyleyebilirim ki, baskısı muhteşem!

4-) İkinci yarıda çıkmasını çok beklediğin bir kitap?
Bir Şapşalın Günlüğü'nün tüm devam kitaplarını... Aslında bunu mevsimlerdir bekliyorum... Ve büyük ihtimalle yıllar boyunca da beklemeye devam edeceğim... Bu seri benim çocukluğumun serisi ve benim için anlamını tahmin bile edemezsiniz.
Biliyor musunuz? Bir yayınevinin bir serinin belli başlı kitaplarını çıkardıktan sonra çok satmadığı veya başka bir sebepten dolayı diğer kitaplarını çıkarmamasından nefret ediyorum. Bu, seriyi çok seven insanlara saygısızlık değil mi sizce de? Onlara "Üzgünüz, para bizim için daha önemli. Kitaplar bizim için bu anlama geliyor." demek gibi bir şey bu! 

5-) Seni hayal kırıklığına uğratan kitap?
Jojo Moyes'tan Senden Sonra Ben. Kesinlikle beklentimin altındaydı ve Senden Önce Ben gibi beni etkisi altına alamadı.

6-) Seni şaşırtan bir kitap?
Büşra Yılmaz'dan Ölüme Fısıldayan Adam. Okuduğum en enteresan kitaplardan biriydi. Sürprizlerle dolu bu kitapta özellikle bazı alıntılar beni gerçekten şaşırtmıştı.

7-) Favori yeni yazarın?
Susanna Tamaro! ^_^ Özellikle Yüreğinin Götürdüğü Yere Git kitabına ve yazarın bakış açısına bayılmıştım!

8-) En yeni favori karakterin?
Konuş Benimle'den Melinda Sordino. Çevresindekilere yansıtmadığı ama kitapta okuduğumuz düşünce ağı çok hoşuma gitmişti.

9-) Seni ağlatan kitap?
Büşra Yılmaz'dan Ölüme Fısıldayan Adam. Aslında ağladım sayılmaz, gözlerim dolmuştu bir sahnede.

10-) Seni mutlu eden kitap?
Ömer Sevinçgül'den Sonsuz Hayat Seni Bekliyor. Bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum, çünkü inanıyorum ki aklınızdaki bazı soru işaretlerini kusursuzca giderecek. Soru-cevap tarzında yazılmış dini bir kitap. 
Yazarın verdiği çok zekice cevaplar mevcut kitapta. :) Sadece birkaç noktada yazarla aynı fikirde değilim. Kitabın %97'lik kısmının ise gerçekten çok verimli ve insan hayatına çarpıcı derecede hoş değerler katacağını düşünüyorum. Lütfen bu kitabı okuyun. ^_^

11-) Kitaptan uyarlanan en beğendiğin film?
Hugo! *_* (Kitabın adı: Zamanın Efendisi Hugo Carbet ve Buluşu)


Kitabı henüz okumadım ama film olağanüstü! Kitabı da okunacaklar listemde ama. :)


12-) Bu yıl yazdığın favori kitap yorumun?
Marie Lu'dan Şampiyon'un yorumu ve bu, bu yıl yazdığım henüz tek kitap yorumu. Olsun, yine de favorim. :) Hey, bu durum şu diyaloğa benzedi:
- En sevdiğim kardeşim sensin!
- Ben senin tek kardeşinim!

13-) Bu yıl satın aldığın en güzel kitap?
Zamanın Efendisi Hugo Carbet ve Buluşu yazarı Brian Selznick'den Kutup Yıldızı. Baskısı muhteşem! Okumak için özel bir zaman bekliyorum. :)

14-) Yıl sonuna kadar neleri okumak istiyorsun?
Allah kerim. ^_^

Evet, böylece mimin sonuna geldik. :)  
Büyülü Ayraç, Bayan Safir MaviMor Düşler Kitaplığı'nı ve blogunda bu mimi bulundurmak isteyen herkesi mimliyorum. 
Hoşçakalın! ^_^

6 Temmuz 2017 Perşembe

Elimin Gitmediği Kitaplar | Mim

Herkese merhaba!
 İlk mimimle karşınızdayım! Peki, bunu kime borçluyum? :) Evet, böylece sahneye Kağıt Salıncak davet ediyoruz! ^_^ Ses dalgalarının değil de kelime kasırgalarının alkış ürettiğini düşünelim lütfen.
Çok teşekkür ederim, Kağıt Salıncak. :)
 Öyleyse ışıklar kapansın ve mime başlayalım! :) (Kelimelerin ve düşüncelerin karanlık korkusu değil, karanlık zaafı vardır. Öyle değil mi?)
 
 
 
Evet, kitaplarımı gözden geçirdiğimde birçoğunu merak ettiğimi  fark ettim. Bu yüzden bu mim için sadece 4 kitap karşıladı beni. Mimin duyguları olsaydı bu durumdan hiç hoşnut olmazdı ama hey, benim için durumlar harika! ^_^
 
 
James Hilton'dan Alev Saçlı Kız: Evet, maalesef kitabın benim için bir albenisi yok. :/ Konusunu okumuştum ve çok da hoşuma gitmemişti, diye hatırlıyorum. Çünkü okuyalı bayağı oldu.
 
 David Sedaris'den Ben Bir Gün Çok İyi Konuşacak: Bu kitabı bir internet alışverişinden almıştım. İsmi tuhaf gelmişti. Çünkü gerçekten tuhaf. İlk sıralarda merak ettiğim bir kitaptı. Şimdiyse ilgimi çekmiyor.
 
Ahmet Hamdi Tanpınar'dan Beş Şehir: O kadar fazla "Dili çok ağır.", "Anlaşılmıyor." gibi cümleler duydum ki bu kitap hakkında, okumaya hevesim kalmadı maalesef. :/
 
John Verdon'dan Peter Pan Ölmeli: Ne dersiniz, Peter Pan'ı çok seviyorum diye mi elim gitmiyor kitaba? :) Şaka bir yana, kitap aslında bambaşka bir Peter Pan'ı kastediyor.
Aslında kitabın esrarengiz bir yapısı var ve bu yazarın kalemini merak ediyorum ama yakın bir arkadaşımdan duyduğum bir olumsuz eleştiri ister istemez zihnime yerleşti sanırım. :/
 
Evet, benden bu kadar. :)
Işıklar açılsın lütfen. ^_^
 
Yapmak isteyen herkesi ve Yürüyen Balık mimliyorum, teşekkür ederim. :) Özellikle de Kağıt Salıncak'a! ^_^
 


1 Temmuz 2017 Cumartesi

HAZİRAN 2017 | FAVORİLER


Herkese merhaba! Haziran 2017 favorileriyle karşınızdayım! Haziran ayı benim için düşünsel ve duygusal olarak biraz karışık bir aydı. Genellikle içten içe kendimi sıkıntılı ve kötü hissettiğim bir ay geçirdim, diyebilirim. Peki, her zaman böyle mi geçti? Çok şükür, hayır. Göstereceğim favorilerin neredeyse hepsi kendimi daha iyi hissetmeme neden oldular. Anahtar kelimeler: Neredeyse hepsi.

KİTAP
Kitaplardan Korkan Çocuk - Susanna Tamaro (8/10)
İsminden de anlaşılacağı gibi kitaplardan hiç hoşlanmayan ama anne ve babasının dayatmalarıyla kitaplarla ağır bir imtihanı olan Leapoldo adında bir çocuğu anlatıyor Kitaplardan Korkan Çocuk. Susanna Tamaro benim çok sevdiğim bir yazar. Adı geçmişken de Yüreğinin Götürdüğü Yere Git kitabını tavsiye ediyorum size. Yaşam üzerine çok derin ve anlamlı bir bakış açısı içeren bu kitabı okumanın size iyi geleceğine tüm kalbimle inanıyorum. Kitaba geri dönelim. :) Kitaplardan Korkan Çocuk, işin özünü araştırmadan kimseye faydalı bir iş bile olsa bir eylemi zorla dayatmamak gerektiğini anlatan ve güzel mesajlar içeren çok hoş, incecik bir kitap. Havaalanında beklerken bir oturuşta bitti. Kitaplar da aslında birer havaalanı sayılır ve bu havadan bir solumalısınız sevgili okuyucularım. Tamaro, kitapların bir insanın hayatına nasıl etki ettiğini çok güzel bir şekilde anlatmış. 
FİLM
Bu ay 2 film favorilerim arasına girdi.
 
1-) Moana (8.8/10)
 

Müzikal bir animasyon olan, okyanus temalı bir Disney filmi olan Moana'yı çok severek izledim. Ah, şu Disney filmleri yok mu? ^_^ Olağanüstü mesajlar, akıcı olay örgüsü ve sağlam karakterler... Şarkılar da çok güzeldi. İzleyin derim! :)
 
 
2-) Shrek (8.7/10)
 

Önceden kesik kesik izlemiş olsam da en baştan sona kadar izlemek istediğim için uygun bir zaman kolladım ve 2001 yılında En İyi Animasyon dalında Oscar ödülü almış olan Shrek'i izledim. Masal tadındaydı ve filmde masal karakterlerine yer veriliyor. ^_^ Muhtemelen izlemişsinizdir ama izlemediyseniz de tavsiyemdir!
 
DİZİ
2 diziden bahsedeceğim size.

1-) 13 Reasons Why (1. Sezon)

İşte anahtar kelimelerin kilidini açtığı kapı burada saklı.

Bir kitap uyarlaması, 13 Reasons Why. İlk olarak kitabı okudum ve çok sevdim. Öyle ki 9.7 puan verdim 10 üzerinden. Daha sonra büyük bir merakla diziye başladım. Kısaca görüşlerimden bahsedeceğim size. 
Öncelikle dizinin yapımcısının Selena Gomez olduğunu söylemem gerek. Selena Gomez'i çok seven biri olarak bu durum diziyi daha da merak etmeme yol açtı.
 
Selena Gomez ve dizinin başrol oyuncuları. :)
"Diziye başladım ve iki günde bitirdim." gibi bir cümle kurmayacağım. Çünkü ilk sezon sadece 13 bölümden oluşmasına rağmen kendimi hiç zorlamadım. Tadını çıkarmak istedim ve yaklaşık iki haftada dizi bitti.
Diziye çok fazla yeni ve kitaptakinden farklı olaylar, durumlar eklenmiş. Açıkçası bu beni bazen rahatsız ettiyse de sevdiğim karakterlerle daha fazla vakit geçirmek harikaydı, Tony'le olduğu  gibi! ^_^ 


Konudan bahsetmedim, kısaca ondan da bahsetmek istiyorum. İntihar etmeden önce intiharının sebebi olduklarını düşündüğü kişilere ithafen o kişilerle yaşadıklarını, hayatının neden sona erdiğini 7 kaset, 13 yüzde anlatan Hannah Baker'ın hikayesini izliyoruz 13 Reasons Why'da. Kitapta da okuyoruz zaten.

 

Diziyle ilgili en sevdiğim unsur, kitabın iletmek istediği mesajları iletebilmesiydi. Aksi takdirde dizinin pek de bir anlamı kalmazdı. Gerçekten kitabın ve dizinin verdiği mesajlar ölümcül derecede önemli. Bu yüzden size ilk kitabı okuma, sonra da isterseniz diziyi izleme eylemlerini tavsiye ediyorum.


Bu dizide kusursuz karakter yok sevgili okuyucularım. Gerçek hayatta rahatlıkla karşılaşabileceğimiz, son derece gerçek karakterler eşlik ediyor bize bu dizide. Oyunculuklar da mükemmel! :)


Benden size bir uyarı: Dizi size bolca acı enjektör edebilir. Damarlarınızı uyuşturacak derecede... Bu satırları yazarken veya okurken Hannah Baker'ın damarlarını hatırlatacak derecede... Masanıza görüntüsel bir hoşluk katsın amacıyla kaset yerleştirdikten sonra ona her baktığınızda sizi üzdüğünü fark ettiğiniz için o kaseti yerinden kaldıracak derecede...
 

İnanın bana, Ölmek İçin On Üç Sebep'i sevmeniz için 13 sebepten fazlası var. Seçim size kalmış. 

Not: 13 Reasons Why bir sezonunu bitirdiğim ilk yabancı dizi. 

2-) İçerde (Son 2 Bölüm)


Bu dizinin bu kadar güzel olduğunu bilseydim büyük ihtimalle ilk bölümden izlerdim. 
Abim sayesinde son 2 bölümünü izlediğim bir aksiyon dizisi olan İçerde, çok kaliteli bir yapım. Oyunculuklar da çok iyi. Özellikle Mert, Kebapçı Celal ve Coşkun karakterlerinin canlandırmalarını çok sevdim.

MÜZİK
1-) Moana şarkıları
Özellikle de Uzaklara ve Tulou Tagaloa! ^_^
2-) Scars To Your Beautiful - Alessia Cara
Bu kız kelimenin tam anlamıyla bir yetenek.
3-) Despacito - Luis Fonsi, Daddy Yankee ve Justin Bieber
Des-pa-cito. Dinlemelisiniz, çok eğlenceli bir şarkı. :)
4-) You Are In Love - Taylor Swift
Taylor Swift ve onun mükemmel albümü 1989...
5-) All Star - Smash Mouth
Shrek'te çaldığından beri bu şarkıya kanım ısındı. :)
6-) Power - Little Mix
Bu da çok eğlenceli bir şarkı ve grup üyelerinin seslerini çok iyi kullandıklarını düşünüyorum.

OYUN UYGULAMASI
Pocket Shrek


Arada sıkıcı bir hale gelse de güzel oyun ama ne yazık ki Çizmeli Kedi için 40. seviyeye ulaşmam gerek. -_-


MÜZİK VİDEOSU
Bad Liar - Selena Gomez

Klibe buradan ulaşabilirsiniz.



Kısa film konseptinde çekilen Bad Liar, çok orijinal bir müzik videosu niteliğinde. Şarkı da çok orijinal. Öyleyse... Yuppiii, Selena Gomez! ^_^


Bu arada Selena Gomez 4 karakteri senkronize ederek canlandırıyor ve buna bayıldım. Harika bir oyuncu. ^_^

BLOG
Kağıt Salıncak - kagitsalincak.blogspot.com (tıktık)

Evet, şimdiyse bir blogdan bahsedeceğim size. ^_^
Size şu kadarını söyleyebilirim ki bu blog ve blogger muhteşem bir ikili. :) Kağıt Salıncak'ın bize sunduğu çeşitli konular hakkındaki yorumlarını ve ele alış biçimlerini çok seviyorum. ^_^ Adeta ilaç gibi bir blogger! ;) Eğer kitap, dizi, film veya başka konular hakkındaki yorumlara ilgi duyuyorsanız bir göz atmalısınız! :)

Kendinize çok iyi bakın! Benden bu kadar. :)

14 Ocak 2017 Cumartesi

Şampiyon - Marie Lu | Kitap Yorumu


Kitabın Adı: Şampiyon
Orijinal Adı: Champion
Seri: Efsane Serisi #3
Yazarı: Marie Lu
Çevirmeni: Sefa Emre İlikli
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 354

"Day bir efsane. June ise bir deha. Peki, kim şampiyon olacak?"

Arka Kapak Yazısı: June ile Day, Cumhuriyet halkı ve birbirleri için çok fazla fedakârlıkta bulunmuşlardır. Şimdi vatanları bir dönüm noktasındayken June bir kez daha Cumhuriyet'in gözüne girmiş ve hükümetin seçkin çevresinde bir Princeps adayı olarak hizmet vermeye başlamıştır. Day de yüksek rütbeli bir asker olmuştur. Bir barış antlaşması yürürlüğe girmek üzereyken ortaya çıkan ölümcül bir salgın, Koloniler arasında paniğe yol açmış ve Cumhuriyet'in sınır kentlerini savaş tehdidi sarmıştır. Sadece June bu tehdide karşı ülkesini nasıl savunacağını bilmektedir. Ancak binlerce insanın hayatını kurtarabilmeleri için sevdiği tek erkekten, her şeyini feda etmesini istemek zorundadır. Marie Lu'nun heyecan dolu, macera ve gerilim yüklü üçlemesi şaşırtıcı bir finalle sonlanıyor…

Not: Kitap Day ve June tarafından 1. tekil şahısla yazılmıştır.

Seri: 
#1 Efsane (tıktık)
#2 Deha (tıktık)
#3 Şampiyon

Herkese merhaba! Efsane üçlemesinin son kitabı olan Şampiyon'un DNA incelemesiyle karşınızdayım. 
Şampiyon, Koloniler'le Cumhuriyet arasındaki savaşı konu alarak maceranın hız kesmediği aksine arttığı, serinin final kitabı.


Çok sürükleyici olan Şampiyon, son hızla devam eden olay örgüsünün akıcılığı ve okuyucuya sunduğu, içinde kendimizi sürükleniyor bulduğumuz distopya ortamıyla Efsane serisinin son kitabı olma onurunu bana sorarsanız kesinlikle hak ediyor.

"Ama zaten bu işler böyleydi. Önce konuşmadan bir hafta geçerdi, sonra bir ay, arkasından o kadar çok uzun zaman geçerdi ki artık onu aramam garip olurdu."

Day'e ve June'a gelirsek... Day'i efsane June'u da deha olarak biliyoruz ama seriyi okuyanlar ne diyeceğimi daha iyi anlayacaklardır ki aslında ikisi de birer efsane ve deha... Yaşlarına rağmen gösterdikleri olgunluk, cesaret ve özveri bu iki karaktere bağlanmanıza yarayacak temel partikülleri oluşturuyor.
Şu bir gerçek ki, Day ve June ikilisi bende özel bir yer edindiler bile ve o yerden kalkmaya da hiç niyetleri yok.

Şu Marie Lu yok mu okuyucularım? Yazar okuyucuyu onca maceraya ve aksiyona sürükledikten sonra kitabın sonlarında da adeta okuyucuyu duygu sosuna batırmayı düşünmüş. Ve sonuç? Soslandım.
Serinin final kısımlarının kalbe dokunacak şekilde kaleme alınmasını gerçekten çok sevdim. 
Sevgili Marie Lu, biz okuyucularına bu benzersiz distopyada hayali de olsa yaşamamıza neden olduğun için teşekkürler ve haberin olsun, sos lezzetliydi.


Bu seriyi okuyun. Okuyun ve bu benzersiz distopyayı yaşayın. Karakterlerin verdiği duygusal savaşa tanık olurken aynı zamanda ülkelerin verdiği stratejik savaşa da şahit olun.

Kitaba Puanım:

24 Aralık 2016 Cumartesi

Kayısı Öpücükleri - Claudia Winter | Kitap Yorumu


Kitabın Adı: Kayısı Öpücükleri 
Orijinal Adı: Aprikosen Küsse
Yazarı: Claudia Winter
Çevirmeni: Çiğdem Samsunlu
Yayınevi: Yakamoz
Sayfa Sayısı: 431
"Bir değişiklik yap ve bir kez olsun kalbini dinle!"

Arka Kapak Yazısı: Hanna, bütün dünyayı gezip değişik tatlar denemesine imkân veren bir işe sahiptir. İtalya'nın küçük kasabalarından birinde adı oldukça duyulmuş bir restorana gidip oranın yemeklerini tadar. Ancak bu tadımdan sonra yazdığı yazı başına büyük bir iş açar. Patronu, Hanna'dan tekrar orayı ziyaret etmesini ve bu durumu düzeltmesini ister. Kariyerini baltalamak istemeyen Hanna, o küçük kasabaya tekrar gitmeyi kabul eder. Hakkında yazı yazdığı restoranın sahibi olan büyükannenin ölümü ise işlerin seyrini değiştirir. Torunu Fabrizio'yu büyük bir sorumluluğun altında bırakan büyükanne, ölmüş bile olsa herkesin üzerinde etkisini sürdürmektedir. Bakalım, Hanna ve Fabrizio'nun önlenemez bir şekilde kesişen yolları gönüllerini de birleştirebilecek mi?

Not: Kitap Hanna ve Fabrizio tarafından 1. tekil şahısla yazılmıştır.

Herkese merhaba! Kuzenimden ödünç alarak okuduğum ve bir kokulu kitap olan -kokusu gerçekten çok güzel ^_^- Kayısı Öpücükleri'nin yorumuyla karşınızdayım!
Kayısı Öpücükleri, bir yemek eleştirmeni olan Hanna ile aile geleneklerine sımsıkı bağlı olan Fabrizio'nun Hanna'nın yazdığı sert bir eleştiri sonucu yollarının İtalya'da kesişmesini ve Fabrizio'nun isteği üzerine Hanna'nın onun aile restoranında çalışmaya başlamasını ve sonrasında olanları anlatan kayısı tadında bir roman.
"Ve kalbin yavaşça, hayatın boyunca bir araya getiremeyeceğin kadar çok parçaya ayrılıyor." 
Kayısı Öpücükleri'nin gerek kurgusunu gerek karakterlerini gerek de kitabın, hayatın ne kadar sürprizlerle dolu ve belirsiz olduğu ile ilgili verdiği mesajı çok sevdim. 
Kitabın kurgusu, olay örgüsü, yazarın anlatımı... Kitabı her yönüyle çok sevdim ve sizin de seveceğinize innıyorum. Özellikle kurgusu çok hoşuma gitti. Kesinlikle sıradışı ve okunmaya değer bir kurgu. 
"Sormadığın takdirde evet cevabını alamazsın."
Kayısı Öpücükleri'ni Aşk Adında Hayat kitabıyla bağdaştırdım okumaya başladığım ilk andan itibaren. Kitabın bir meyveyi tema olarak alması, karakterin bir karaktere kayısı fırlatması, -Aşk Adında Hayat'da da karakter şeftali fırlamıştı sinirlendiği bir karaktere- sonunda yemek tariflerine yer verilmesi... Acaba yazarlardan biri diğerinden ilham mı almış, diye düşünmemek elimde değildi. Ancak şunu da söylemem gerekir ki kurgu ve olay örgüsü kesinlikle Aşk Adında Hayat'dan farklı. Bir şey kesin, iki kitabı da çok severek okudum! ^_^ Aramızda kalsın sevimli afacanlar, Kayısı Öpücükleri'ni ve Aşk Adında Hayat'ı kardeş ilan edesim geldi. ^_^ Bu arada Aşk Adında Hayat kitabının devam kitabı olan Geçmişin Gölgesinde Aşk'ın yorumuna buradan ulaşabilirsiniz. ^_^
"Bazı şeyler içinde bulunulan şartlar değiştiği takdirde anlamını yitirebiliyor."
Velhasıl, bu kitabı çok severek ve keyif alarak okudum. Özellikle kitabın sonunu o kadar çok sevdim ki beni bir süre kitabın sonunu düşündürecek kadar etkiledi! ^_^ Ah , o kadar anlamlı bir sondu ki...
Bir değişiklik yapın ve bir kez olsun Kayısı Öpücükleri'ni okuyun! ;)

Kitaba Puanım:

21 Aralık 2016 Çarşamba

Maria - Emine Şenlikoğlu | Kitap Yorumu


Kitabın Adı: Maria
Yazarı: Emine Şenlikoğlu
Yayınevi: Mektup
Sayfa Sayısı: 176

Arka Kapak Yazısı: Bu kitabı romandan daha çok, bir fikir kitabı olarak okumanızı tavsiye ediyorum. Sonradan farkettiğim bir hatamı itiraf ediyorum. O da şu: Romana temiz niyetli, insancıl düşünen Hıristiyanlardan birini almadım. Yaşanmış hayattan aldığım için, bu hikayede bana iyi bir Hristiyan anlatılmamıştı. Ben de ayrıca bir araştırma yaparak iyi bir Hristiyan ilave etmeyi akıl edemedim.
Allah´a emanet olun dostlar.
Allah´ın emanet aldığı kul, ölüme gider ama ebedi olarak cehenneme gitmez.
 
Not: Kitap, Maria tarafından birinci tekil şahısla yazılmıştır.

Herkese merhaba, arkadaşlar! Çok sevdiğim bir öğretmenden -isim vermeden geçemeyeceğim, buradan Feridun Hoca'ya kocaman sevgiler ^_^- ödünç alarak aldığım Maria'nın yorumuyla karşınızdayım!
Maria, Hristiyan bir kızın İslam'ı bulma yolundaki başına gelenleri anlatan dini bir kitap.
Okuduğum ilk andan itibaren beni kendine çeken Maria, okumaya ara verdiğim zamanlar hemen kitaba koşma isteğimin oluşmasına neden oldu. O kadar akıcı ve güzel bir kitaptı ki!
Bu arada Maria, yaşanmış bir hikayeyi anlatan bir kitap. Kitapta Maria olarak tanıdığımız kız hayatını Emine Şenkiloğlu'na anlatmış ve Şenlikoğlu'nun kalemiyle de okuyucuların eline ulaşmış. İyi ki de ulaşmış. Hem dini bilgilerim bu kitap vesilesiyle artmış oldu hem de kitapta öğrendiğim zaman çok şaşırdığım bilgiler edindim... Bunun dışında Maria, insanlara gözlerini açık tutmaları konusunda hayat dersi veren ve insana bir şeyler katan bir kitap. Bu kitabı kaçırmayın derim dostlarım. Okumaktan pişman olmayacağınızı neredeyse garanti ettiğim Maria yorumumu size bol bilinçli günler dileyerek bitiriyorum. Hoşçakalın! ^_^

Kitaba Puanım: