30 Eylül 2017 Cumartesi

FAVORİLER | EYLÜL 2017


Herkese merhaba! 
Eylül 2017 favorileriyle karşınızdayım! ^_^ Eğitim sezonunun başladığı bu ay güzel geçti diyebilirim. Eğitim sezonunun başlaması dışında tabii. -_-
Bu ayın en güzel yanı ise şuydu: Hayatımın şarkıcısını keşfettim. Gerçekten. Kelimelerin tam anlamıyla hayatımın şarkıcısı. Kim mi? Tek kelime. Skott. Resmen aşık oldum. Tamam, fazla bahsetmek istemiyorum, çünkü Skott ile ilgili ayrı bir yazı paylaşmayı düşünüyorum. Özel ve uygun bulduğum bir zamanda. :)
Öyleyse, favorilere geçelim artık! ^_^




KİTAP
Kendime Ait Görünmez Bir İşaret - Aimee Bender (10/10)
(Kitap yorumu için tıktık:)


Sayılara büyük bir tutkusu olan Mona'nın matematik öğretmenliği yapmasıyla hayatının nasıl değiştiğini okuyoruz bu kitapta. :)

FİLM
3 film favorilerim arasına girdi. :)

1-) Sihirli Oyuncakçı (9.9/10)

Sihirli bir oyuncak dükkanını işleten Bay Emporium ile yardımcısı Molly'nin masalsı maceralarını okuyoruz. 
Ben filme ba-yıl-dım. Çünkü "sihirli" olduğuna inandığım varlıkları çok seviyorum. Sihirli ve beyin kamaştırıcı. İşte bu çok etkileyici.
Ayrıca filmde hayat ve ölümle ilgili çok güzel mesajlar da yer alıyor. :)

2-) Otel Transilvanya 2 (9.9/10)


Eğer komik ve farklı bir bakış açısı olan animasyonları seviyorsanız Otel Transilvanya'ya hoş geldiniz!
Canavarlarla insanların ilişkisini anlatan bu animasyonu ben çok sevdim! Haliyle tavsiye edilir. ^_^
Bu arada favori karakterim Drac! *_*

3-) Doktor Strange (9.8/10)

Bir kazadan sonra ellerinin hakimiyetini büyük bir oranda kaybeden bir beyin cerrahının iyileşmek için gittiği Kamar Taj'da kendisini bulma öyküsünü izliyoruz bu filmde. 
Görsel efektler olsun, kurgu olsun, oyuncular olsun, psijik mesajları olsun çok orijinal ve otantik bir film. Kaçırmayın derim! ^_^


DİZİ
Kill Me Heal Me (11-20. bölümler)

Evet, Kill Me Heal Me'yi, ilk Kore dizimi bitirdim ve içim biraz buruk. Çok sevdiğiniz kitap, film veya dizi bittikten sonra yaşadığınız o buruk duyguyu bilirsiniz. Eğer işin içinde o duygu varsa aynı zamanda etkilenme ve bağlanma duygusunun varlığı da kaçınılmazdır. 
Dizi beni o kadar çok etkiledi ve ağlattı ki... Daha önce hiçbir dizide böyle ağlamamıştım. Özellikle son 7-8 bölüme geldiğimde, resmen her bölümde ağlamam bir ritüel formatına dönüştü.
Ve Shin Se Gi... Beni yıkan, kalbime kazınan o karakter. 



Sevgili Shin Se Gi, benim için her zaman özel olacaksın. Bir dizi karakteri olabilirsin ama silik bir karakter olmadığın kesin.


MÜZİK
1-) Mermaid - Skott
Skott'u bu şarkısıyla keşfettim. Bu yüzden yeri bende çok ayrı. ^_^ Ve hey, o nasıl sestir öyle, söylesene Skott! Sen sadece... Fazla çarpıcısın. *_*
2-) Porcelain - Skott
Olağanüstü bir şarkı, olağanüstü bir ses. Başka kelime yok.
3-) Remain - Skott
Bu kadın gerçek bir sanatçı sevgili okuyucularım. Şarkıları adeta sanat ve büyüleyicilik kokuyor...
4-) Lack of Emotion - Skott
Şarkının adı "duygusuzluk". Şarkının kendisi ise "duygu kümesi". İşte bu en güzel çelişki olmalı! ^_^
5-) Stay - Blackpink
Blackpink'in şarkılarını gerçekten çok seviyorum. :) Bu şarkıları da gerçekten dokunaklı ve harika. :)
6-) Younger Now - Miley Cyrus
Şarkının sözleri çok anlamlı, bir göz atmanızı tavsiye ederim. :)
7-) What About Us - Pink
Pink yine harika bir iş çıkarmış! ^_^
8-) Tell Me You Love Me - Demi Lovato
"Bana beni sevdiğini söyle." Tamam Demi, seni de şarkılarını da seviyorum dostum; peşimi bırakmalısın artık. ;) Eğer Demi "Please Hate Me" adında bir şarkı çıkarırsa şaşırmayın lütfen! :)
9-) Library - Bridgit Mendler
Harika bir şarkı! Sözleri de çok hoş. ^_^ Ayrıca şarkının "Okey? Okey." kısmını gerçekten çok seviyorum. :) (Size de Aynı Yıldızın Altında'yı hatırlattı mı?) :)
10-) Sick of Being Told - Grace VanderWaal
Bu küçük kız bir yetenek! Sadece 13 yaşında ama bu işlerin yaşla bir ilgisi olmadığını çok iyi bildiği belli. :)
 11-) DNA - BTS
Sevgili Blue Things sayesinde keşfettiğim bir şarkı oldu ve çok sevdim gerçekten. :)
12-) ...Ready For It - Taylor Swift
Look What You Made Me Do'dan sonra Taylor yine hayal kırıklığına uğratmadı. ^_^

ALBÜM
Nemesis - Bridgit Mendler

Bridgit Mendler dinlemeyi küçüklüğümden beri çok seviyorum. Bundan önceki Hello My Name Is... adlı albümü de çok hoşuma gitmişti, bu albümü ise beni kendisine hayran bıraktı. Yeni müzik tarzını ortaya çıkarttığı bu albüm fazlasıyla hoşuma gitti. Yalnız, sadece 4 şarkı yer alıyor. Olsun, her biri başyapıt değerinde olduğundan sorun yok. :) Favorim Library bu arada! ^_^


COVER
Look What You Made Me Do - Juliet Weybret (Taylor Swift)


Juliet Weybret şarkıyı çok güzel bir şekilde yorumlamış. Özellikle ritim kısmı çok hoşuma gitti! ^_^


REMIX
İt Ain't Me - Something Just Like This

Bu 2 harika şarkının bir araya gelmesi müthiş bir kombinasyon oluşturmuş! 

PARODİ
Look What You Made Me Do - Taylor Swift (Ellen)

Ellen, neden bu kadar komik ve sempatik olmak zorundasın? ^_^ İzlemelisiniz, çok komik olmuş! ^_^ 
Türkçe altyazılısı için tıktık.


Evet, benden bu kadar! Bol mutlu günler dilerim! ^_^

23 Eylül 2017 Cumartesi

Çocukluğumun Favori Filmleri | Mim

Herkese merhaba! 
Şu sıralar blogger'a pek uğrayamadım, çünkü biliyorsunuz ki eğitim sezonu başladı. -_- Ne sezon ama, değil mi? ;)
Çocukluğumun favori filmlerinden bahsedeceğim bu mimi Deep'in ricasıyla yapıyorum, bir bakıma o beni mimledi de diyebiliriz, değil mi Deep? ^_^ Bu yüzden buradan ona kocaman teşekkürlerimi iletiyorum! ^_^





Öyleyse... başlayalım! ^_^

1-) King Kong

King Kong, bir kadına derin bir sevgi besleyen bir gorilin hikayesini anlatıyor ama öyle buruk ve insanların acımasız yönünü gösterecek derecede öyle gerçekçi anlatıyor ki kalbinizin kırılması kaçınılmaz oluyor... 



Eğer bu filmi izlemediyseniz lütfen, lütfen, lütfen en kısa zamanda izleyin. Çünkü bu film, hayvanların da duyguları olduğunu gösteren, onların da fiziksel boyutları ne kadar büyük ya da küçük olursa olsun kırılabilen canlılar olduklarını gösteren muazzam bir film. 


Filmi keşfediş hikayemden de bahsetmek istiyorum. :) 
Yıllar önceydi. Bir yaz günü... Oturma odasında tek başınaydım ve yerde uzanmış vaziyette kanallara göz gezdiriyordum. Sonra bu film öylesine dikkatimi çekti ve başka kanallara bakmayı kesip filmi öylece izlemeye başladım. Her şey öylece oldu ama zaman geçtikçe filmle aramda bir bağ olduğunu ve filme bayıldığımı hissetmem öylece olan bir durum değildi. :)
Nötron yıldızları kara deliklere dönüşsün ya da dönüşmesin bu film benim için her zaman çok özel olacak.

2-) Barbie Filmleri

Barbie filmleri. Milyonlarca anlamın iki kelimeye sığdığı olağanüstü yapımlar. Her bir filmden çıkarabileceğiniz paha biçilemez mesajlar. Başka ne diyebilirim ki?


"Mutluluğu satın alamazsın ama Barbie filmlerini satın alabilirsin. Neredeyse aynı şeyler."

İşte duygularımın özeti sevgili okuyucularım! *_*


Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için! 
(Bu sözü size ithaf ediyorum sevgili okuyucularım:)
Bu arada favorim Barbie ve 3 Silahşörler, söylemeden geçemeyeceğim! *_*

3-) Ay Prensesi

İlk sinema filmimden merhaba! Filmin konusunu pek hatırlayamasam da çok severek izlediğimi hatırlıyorum. ^_^ Zaten fantastik ve masalsı olan varlıklara genellikle ba-yı-lı-rım! *_*

4-) Astro Boy

 Çocuğunun ölümüne ve yokluğuna dayanamayan bir babanın çocuğunun simülasyonu olan bir robot üretmesini ve sonrasında o robotun hikayesini izliyoruz bu filmde. Kurgu çok orijinal ve dokunaklı, öyle değil mi? ^_^
Eğer sağlam ve kalp kırıcı hikayeleri olan animasyonları çok seviyorsanız bu animasyon tam size göre! ^_^


Benden bu kadar! Yapmak isteyen herkesi mimliyorum, haberiniz olsun! 
Bol mutlu günler dilerim! ^_^

12 Eylül 2017 Salı

Marka Mimi | Mim

Herkese merhaba! 
Birçok blogda gördüğüm ve çok hoşuma giden bir mimle karşınızdayım! ^_^ Mimin ele aldığı konu hoşuma gidince ben de yapmak istedim. :)



Bu mimde çok sevdiğimiz 3 markadan bahsedeceğiz. Oldukça pratik bir mim. :)
Öyleyse... Başlayalım! ^_^

1-) Disney
Disney lisanslı ürünleri gerçekten çok seviyorum. Nedeni basit. Çünkü Disney'i çok seviyorum! ^_^ 
Ayrıca çok kapsamlı bir marka. :)

2-) Nestle

Çikolatasından kahvesine kadar Nestle'nin çok kaliteli ve iyi bir marka olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bunu söylemek zorundayım, Nestle'nin sıcak çikolatası dışında diğer sıcak çikolatalar beni tatmin etmiyor. Üçü bir arada'sı bana her zaman iyi geliyor. Çikolatalı mocha'sından bahsetmiyorum bile. Peki Nesquik çikolatalı, çilekli süt tozları? 
Daha fazla saymayacağım. Sen 1 numarasın Nestle! ^_^

3-) Burger King

Küçüklüğümden beri Burger King'çiyim. Ne yapabilirim, yapacak bir şey yok. :)
Not: McDonald's ı da severim. Üzgünüm Burger King, üzgün değilim. ;)



Evet, benden bu kadar. :) 

Mimlediklerim:
Kağıt Salıncak
Veee bloğunda bu mimi bulundurmak isteyen herkes!

Kendinize çok iyi bakın! Bol mutlu günler dilerim! ^_^

5 Eylül 2017 Salı

Kendime Ait Görünmez Bir İşaret - Aimee Bender | Kitap Yorumu




Kitabın Adı: Kendime Ait Görünmez Bir İşaret
Orijinal Adı: An Invisible Sign of My Own
Yazarı: Aimee Bender
Çevirmeni: Sibel Sakacı
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 250


"Kendimi değiştirebilir ve böylece hayatım boyunca, sonsuza kadar değişik kalabilirdim ve bu -tam burada- her şeyin döndüğü an olabilirdi."

Arka Kapak Yazısı: Kitabın kahramanı Mona Gray, sporculuğunu örnek aldığı babası hastalanınca, geleceği parlak bir atlet olmaktan vazgeçer, sevdiği her şeyi bırakıp kendini matematiğin dünyasına kapatır. Babasının yaklaşan ölümünü zihninde engellemek için organlarını kesmeyi düşünür ve bu amaçla 20. doğum gününde kendine armağan olarak bir balta alır.
Matematik öğretmeni olunca, öğrencilerin sayıların ihtişam ve önemini fark ettiğini görür. Bir süre sonra, Mona'nın girift bir şekilde örülmüş maskesinin altındakileri, bir bakışta gören yeni fen öğretmeni çıkagelir ve Mona'nın özenle düzenlenmiş dünyası, en yüce düzen olan aşkla sarsılır.


Not: Kitap Mona Gray tarafından 1. tekil şahısla yazılmıştır.




Herkese merhaba! 
Hayatımın kitaplarından biri olarak rahatlıkla tanımlayabileceğim Kendime Ait Görünmez Bir İşaret kitabının DNA incelemesiyle karşınızdayım! :) Hey, bunu çoktandır yapmıyordum. :)

"Yirminci yaş günümde kendime bir balta aldım. Bu yıllardır aldığım en güzel armağandı."


Kitap, matematiğe takıntılı olan bir kızın bir okulda öğretmenlik yapmasıyla hayatının nasıl değiştiğini anlatıyor. 
 Kitabı çok uzun bir zaman boyunca okudum. Demek istediğim, geç bitirdim. Çünkü bu yaz gerçekten kitap okuma açısından berbattım ama iyi tarafından bakarsam nasıl bir sonuç beni bekliyor, biliyor musunuz? Kitap hayatımın bir ay gibi kısa sayılmayacak bir süresinde bana eşlik etti! ^_^ Kalbimdeyse her zaman eşlik edecek. Buna eminim.

"Asansördeki taşıma kapasitesi uyarısını ezberlemiştim: yalnızca 22 kişi. Güzel. Net. Sayıları bırakmak, telaşla koşuşturan 25 kişilik bir grubun içine karışıp onların gittiği yere gitmeye istekli olmak, metal kapıların kapanmasına izin verip doğrudan, bir kuyruklu yıldız kadar hızlı ve sert bir şekilde beton zemine çakılmak demekti."

Bu kitap bir başyapıt. Şaheser. Sizi saran o kadar farklı bir atmosferi var ki... Bu kitabın dünyasından nefes almadan bunun nasıl bir şey olduğunu bilemezsiniz. 
Şu anda kelimeleri seçmekte zorlanıyorum. Çünkü sizi çok etkileyen sevdiğiniz şeyleri anlatırken yaşadığınız o karmaşıklık hissini bilirsiniz. Kelime seçme eyleminin tam karşısında size göz kırpan o engelleyici his. 

"Dışarı çıkarken, bir şey olursa beni araması için annemden söz aldım. Mona, dedi, endişelenmenin bir faydası yok.
Öyleyse, endişelendiğim için benimle ilgili endişe duyma, dedim."


Baş karakter. Mona Gray. Sayılara takıntılı ama kendisine oldukça takıntısız o kız. Sizi temin ederim okuduğum en mutsuz, en canı yanan karakter olabilir ama bunu hiç dile getirmiyor. Hiç. Bir kez bile. Ama bunu siz hissedebiliyorsunuz. Satırları okurken onun mutsuzluğu sizi boğmaya çalışan bir el gibi kitaptan size doğru uzanıyor sanki. Doğum gününde organlarını kesmek için kendisine hediye olarak bir balta alan bir insan düşünün. İçindeki acıyı genelde tahta cisimlere sürekli vura vura söndürmeye çalışan bir insan. Bırakan bir insan. Yapmaktan hoşlandığı şeyleri sırf kendisi seviyor diye bırakan bir insan. Ancak bir tek matematiği bırakmıyor. Bırakamıyor. Onun için matematiğin ne kadar değerli olduğunu anlıyorsunuz, değil mi? :) 

"Hepsi sayılarla ilgili. Hepsi sırayla ilgili. Hepsi hayatta olmanın matematiksel mantığıyla ilgili. Her şey normal ilerlemesine bırakılsa, üzüntüyle yaşarız -ağlar ve yürürüz- ama bizi asıl yıkan, sırasız olan kayıplardır." 


Peki ya diğer karakterler? Kesinlikle onlar da çarpıcı. Boynunda, sayı değeri ruh halinin pozitifliğiyle orantılı olarak artan sayı kolyelerini taşıyan, Mona'nın eski matematik öğretmeni Bay Jones. (Çok mutluysa 42, pek mutlu değilse 15 ya da havasında değilse 7 takması gibi. Bu bana Yıldız Kız kitabındaki kavanoz olayını hatırlatıyor. Orada da kız, ruh halinin pozitifliğiyle orantılı olacak şekilde kavanozuna taş -başka bir cisim de olabilir tam hatırlamıyorum- atıyordu ve kitabın bana bunu hatırlatması gerçekten çok güzeldi.) Öğrencilerinden çeşitli hastalık taklitleri yapmasını isteyen ve kollarında bolca yanık izi bulunan fen öğretmeni Benjamin Smith. Annesi kanser olduğundan dolayı tüm isteğiyle kanser olmak isteyen ve başında serum tüpüyle dolaşan Mona'nın öğrencisi Lisa Venus. Hastalığı o kesikten dışarı çıksın diye tamamlanmamış bir çemberin içinde oturan Mona'nın babası.
Karakterler inanılmazlar, öyle değil mi? :)

 "Saatin üzerindeki, kötücül bir şekilde parlak, kırmızı dijital çizgiler yer değiştirip yenileniyor. 11.59; tık: 12.00. Yalnızca üç sayının bir anda değişmesi beni kendime getiriyor ve farkına varıyorum: gece yarısı."


Kendime Ait Görünmez Bir İşaret, aynı zamanda alt metni çok olan derin bir kitap. 
Kitabı bitirdikten sonra bir süre öylece kitabı ve yazarın ne anlatmak istemiş olabileceğini düşündüm. Ve düşündükçe yazarın bir harika olduğunu tüm keskinliğiyle fark ediyordum. Yazarın daha önce Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü kitabını okumuştum ama çok sevememiştim. (Kitabın yorumu için tıktık.) Çünkü o harika kurguyu harcadığını düşünüyordum. Bu kitabı içinse şöyle düşünüyorum: Kitap her yönüyle ha-ri-ka! ^_^

 "Sözcükler o kadar büyüklerdi ki, gökyüzünü engelliyorlardı."


Kitabı tabii ki tüm kalbimle tavsiye ediyorum. :) Bu dünyadan bir nefes almalısınız sevgili okuyucularım, akciğerlerinizin hoşnut olacağına inanıyorum. ^_^
 Bu arada kitabın bir filmi olduğunu öğrendiğimde resmen çılgına döndüm! En kısa zamanda izleyeceğim inşAllah. ^_^


Film afişi. :)

Evet... Benim mikroskobumdan kitabın DNA'sı işte böyle görünüyor. :) 
Kendinize çok iyi bakın. Bol mutlu günler dilerim! ^_^


Kitaba Puanım:

1 Eylül 2017 Cuma

FAVORİLER | AĞUSTOS 2017


Herkese iyi bayramlar! Bayramınız nasıl gidiyor, bakalım? İnşAllah güzel gidiyordur. :) Hepiniz için sevgili okuyucularım, sevdiklerinizle geçireceğiniz huzurlu, eğlenceli ve mutlu bayramlar temenni ediyorum. ^_^ 



Tüm endişelerinizi ve üzüntülerinizi bir kenara bırakıp bayramın tadını çıkarmayı unutmayın, lütfen! 
Öyleyse... Ağustos 2017 favorilerine geçelim! :)

KİTAP
Çizmeli Kedi - Charles Perrault (10/10)


Çizmeli Kedi, benim için oldukça özel ve en sevdiğim animasyon karakteri olduğundan orijinal hikayesini merak edip kitabını okudum ve iyi ki de okumuşum! Orijinal hikayede de Çizmeli Kedi'nin ne kadar zeki olduğuna tanık olmuş oldum böylece. Ne diyebilirim ki? İşte benim kedim. ;) 
Kitap çok akıcıydı, bir oturuşta bitti. Zaten oldukça ince bir kitap.
İşin özü kitabı çok sevdim ve Çizmeli Kedi'nin orijinal hikayesini okuduğumdan tam puan verdim. :)


FİLM
Buz Devri 3


Buz Devri! Yuppiii! Bu serinin en sevdiğim filmi Dinozorların Şafağı, yani 3. film. ^_^ 
Filmi izlerken sonlara doğru gözlerim doldu; bir mamut, bir kaplan ve bir miskinden oluşan bu ekibi o kadar çok seviyorum ki... Gerçi her bir filmde ekibimiz kalabalıklaşıyor o ayrı bir konu. İşin özü Buz Devri ekibini çok sevdiğimi söyleyebilirim. :) Neden biliyor musunuz? Çünkü bize, ne kadar farklı olursak olalım eğer izin vermezsek bunun dayanışmamıza ve sevgimize  hiçbir şekilde etki etmeyeceğini hatırlatıyorlar.  Ayrıca ekibin her bir karakteri de eşsiz! ^_^ Yani, şu ekibe bir bakar mısınız lütfen!


Ama burada biri eksik... Kim mi? Tabii ki bu ekibin bu şekilde toplanmasına neden olan cesur savaşçı: Buck!



DİZİ
Kill Me Heal Me (2-10. bölümler)


İzlemeye başladığım ilk Kore dizisinden merhaba! Çok yakın bir dostum olan Feyza'nın önerisiyle bu dizinin ilk bölümünü temmuz ayında izledim ve bu ay 10. bölüme kadar izleyebildim. (10 da dahil.) Yanlış anlaşılmasın, diziyi çok sevdim ama nedense sık sık izlemedim. Sonuç da bu şekilde oldu. :)
Dizi, çoklu kişilik bozukluğu hastası olan Cha Do Hyun adında bir adamın hayatına psikiyatrist bir kadının girmesiyle nasıl bir değişime uğradığını konu alıyor.


Konusu, karakterleri, olay örgüsü, mizahı... Dizi birçok yönüyle beni kendisine bağladı. :) Sevgili Feyza, sen bir tanesin! ;) ^_^
Yalnız, başroldeki adamın dizi çekilirken 38 yaşında olduğunu öğrendiğimde çok şaşırdım. Kadın da 30 yaşındaymış. Sanırım Korelilerin çok genç görünme gibi bir özelliği var. 
Dizi ara ara içimi ağlama isteğiyle doldurdu. Dizinin duygusal yönü de çok sağlam, diyebilirim.
İşin özü, ben diziyi çok sevdim! ^_^


MÜZİK
1-) As İf İt's Your Last - Blackpink
Pek k-pop dinlemem ama Blackpink gerçekten sevdiğim bir grup. Bu şarkıları da çok eğlenceli! :)
2-) Look What You Made Me Do - Taylor Swift
Taylor Swift geri döndüüü! ^_^ Hem de ne dönüş... Şarkı muhteşem! Tam olarak benim sevdiğim müzik tarzı! ^_^ Sözleri de çok anlamlı ve sert. ;)
3-) No Roots - Alice Merton
Annemle babam hacta bu arada ve kardeşlerimle neredeyse her akşam bu şarkıyı, televizyonu internete bağlayarak dinledik! Bizim şarkımız oldu, bile diyebilirim. :)
4-) New Rules - Dua Lipa
Gerçekten çok iyi bir şarkı! Dinlemelisiniz. :)
5-) Me Enamore - Shakira
Çok huzur verici, dinlendirici bir şarkı. Böyle bir şarkıyı da Shakira'dan dinlemek çok güzel. ^_^

MÜZİK VİDEOSU
Look What You Made Me Do - Taylor Swift

Tamam... Gerçekten...Yüzyılın klibi olabilir! Hatta muhtemelen izlediğim en iyi müzik klibi ama hala en sevdiğim müzik klibi Out Of The Woods. :) Bu klipten bahsettiğim yazıya ulaşmak için tıktık. :)


Bu klip yayımlanmadan birkaç gün önce Taylor Swift'in Out Of The Woods klibini ne kadar çok sevdiğimden bahsettiğim bir gönderi paylaşmıştım ve birkaç gün sonra bu klipte, Out Of The Woods'taki Taylor Swift'i ölü olarak görmek beni biraz üzdü ama Taylor Swift'in de dediği gibi: Eski Taylor şu anda telefona gelemez. Neden mi? Çünkü o öldü.
Taylor Swift'in düşünüş biçimine bir kez daha hayran kaldım. Beyin analizine çok müsait bir klip.
Peki ya o son? O-la-ğan-üs-tü. İzlemediyseniz izleyin derim! ^_^


Evet, benden bu kadar. :) Tekrardan iyi bayramlar diliyorum. ^_^ Kendinize çok iyi bakın! :)
Bu arada... Kitabın DNA'sı şu anda telefona gelemez. Neden mi? Çünkü benimle meşgul! ;) ^_^